Serê na dinade theyr u thur zonê xo de waneno. Qılancıke qiştnena, hes lımeno, kutık laweno, verg zurreno, ga qorreno, bıze qırrena, phepug waneno. Vas hencê xo sere rewino. Kam ke aslê xo inkar keno, wele erzeno rêça xo sono.
   
  SIMA XR AM! DERSİM ZAZA PLATFORMUNA HOŞ GELDİNİZ!
  Soykırım Kurbanları
 
"


Verein der Völkermordgegner e.V. Frankfurt / Main
SKD (Soykırım Karşıtları Derneği); Kontakt: Ali Ertem Tel.: 0049/69/5970813 E-Mail: skd@gmx.net

Frankfurt, 01.05. 2009

Ermeni halkı 24 Nisanda Soykırım Kurbanlarını hazin bir törenle andı 

Ermmeni-Anmasi.1.JPG, 13 KB

Bu yıl soykırım kurbanlarının Rahmeti bol oldu. Sanki yerkürede çalıntı bir pırlantaya benzeyen Ararat’ı, dikenli tellerle Hayastan’dan ayıran sınırın ötesinden gelen haberlere göre, “23 Nisan çocuk bayramı” yoğun yağışlar nedeniyle iptal edilmişti. Kim bilir, belki de gözyaşlarını içine akıtan yaslı Ermeni komşunun acılarına, tanrı da dayanamadı. Belki de “Soykırımlar ve sürgünlerle ‘kazandığınız’ ulusal egemenliğinize bari çocukları alet etmeyin!” demek istedi.

Ermmeni-Anmasi.2.JPG, 26 KB

“Tanrının işine karışılmaz!” derler ya… Bir gün önce bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, sanki 24 Nisan günü hüzünlü ermeni halkının Soykırım Anıtı’na güller bırakmak için sökün etmesini haber almışçasına hemen kesiliverdi. 24 Nisan sabahı, güneşin bütün gücüyle aydınlattığı tatlı bir bahar havasıyla başladı Erivan’da hayat. Çoluk, çocuk, Genç, yaşlı, kadın, erkek sadece Ermenistan’dan değil, dünyanın dört bir yanından Ermeni halkı, Erivan’a akın etmişlerdi. 1915’te onunla aynı kadri paylaşmış, Süryani, Helen, Yezidi halkların çocukları da Soykırım Kurbanlarını anmak ve acılarını paylaşmak için Ermeni halkının yanı başındaydılar. 

Ermmeni-Anmasi.3.JPG, 31 KB

İnsanlar hüzünlü bir telaş içindeydiler. Kimleri çiçek temin etmek için anıta yakın bir alana kurulmuş çiçek pazarına sessizce dalarken, kimileri de ellerinde rengârenk çiçeklerle soykırım anıtına ayrılan yola doğru ilerliyorlardı. Alanlara serpilmiş kalabalık, yaklaşık anıta üç kilometre kala yol güzergâhında düzenli bir yürüyüş kortejine dönüşüyordu. 

Ermmeni-Anmasi.4.JPG, 25 KB


Ne bir slogan, ne yüksek sesle konuşma, ne de bir taşkınlık… Adeta insanlığa küsmüşçesine acılarını yüreğine gömmüş bir halk, 94 yıl önce atalarının başlarında bilinçli ve planlı olarak, insan eliyle koparılmış bir kıyametin alıp götürdüğü 1,5 milyon mezarsız masumun yasını tutuyordu. Gittikçe yoğunlaşan insan kitlesi ağır adımlarla anıta ulaşmaya gayret ediyordu. 

Ermmeni-Anmasi.5.JPG, 36 KB

Her hangi bir izdihamı önlemek için güvenlik görevlileri, yürüyüş kortejini 800 ila 1000 kişilik gruplara bölerek anıta ulaşmalarını sağlıyorlardı. Anıt’a giren insanlar, kendileri gibi Soykırım kurbanlarına saygı görevini yerine getirmek için bekleyenleri düşünerek, anıtın tam ortasında, bir daha sönmemek üzere yakılmış meşalenin daire oluşturan çevresine çiçeklerini bırakıp, bir dakika saygıya durduktan sonra, mekânı sessizce terk ediyorlardı. Aynı yoğunlukta yeni bir grup çelenklerini, çiçeklerini bırakıp saygıda bulunmak üzere çıkanların yerini alıyordu.

Sabahın erken saatlerinde başlayan anma törenine akan insan seli, akşamın geç saatlerine kadar ardı arkası kesilmeksizin devam ediyordu. Sessiz sedasız ilerleyen insanlara soykırım kurbanları anısına söylenen yas türküleri, ilahiler eşlik ediyordu. Ebediyete yanan meşalenin çevresi giderek çiçeklerle örülen bir türbeye dönüşüyordu. Bu esnada sözlerle ifade edilmesi çok zor duygulu anlar yaşanıyordu.

Bu nasıl bir bilinç, bu ne içten bir saygı, bu ne biçim bir hüzündü… Görüyordu dünya, görüyordu insanlık, soykırım mağduru Ermeni halkının makul ve haklı taleplerini, görüyordu göklere feryat eden haksızlığı, görüyordu inkârın ve iftiranın Ermenilerle Türkler arasındaki ilişkileri nasıl bozduğunu, nasıl zehirlediğini atmosferi. 

Ermmeni-Anmasi.6.JPG, 40 KB

O gün adeta dünyanın kalbi Erivan’da atıyordu. Dünyanın dört bir yanından basın mensupları, Televizyon kurumları, haber ajansları, diplomatlar, din adamları ve bilumum Ermeni halkının dostları, 94 yıldır inkâr edilen insanlığa karşı işlenmiş bir soykırım suçunun kabul görmesini, insanlığın vicdanında mahkûm edilmesini talep ediyorlardı. Bir başka ifadeyle 100 yıldır tarihi gerçekleri inkâr ederek soykırım politikasında ısrar eden Türkiye Cumhuriyeti devletinin meşruiyetini sorguluyorlardı. Osmanlı devletinin tarihsel ve hukuksal mirasçısı olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin soykırım mağduru halklardan özür dilemesini soykırımdan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesini talep ediyorlardı. Soykırım mağduru halklar için “HAK VE ADALET!” diyorlardı.

İşte böyle bir ortamda Soykırım Karşıtları Derneği (SKD) delegesi, omuzlarında üzüntünün ve utancın ağır yükü ile birlikte Ermeni halkının acılarını paylaşmak, Soykırım Kurbanları anısına bir çelenk koymak ve çiçekler bırakmak istiyordu. Her ne kadar daha önceki yıllarda da aynı amaçla ayını mekânda Ermeni halkıyla birlikte olmuş olsalar da, Türkiye’de en katı inkârın hüküm sürdüğü bir ortamda, omuzlarında taşıdıkları göreve ve sorumluluklarda hiçbir hafifleme söz konusu değildi.

On yıldır soykırımın tanınması için, barış için aralıksız sürdürülen çalışmanın sonucu neydi? Parmakla gösterilebilen bazı istisnalar dışında vicdanlar donuk kulaklar sağır değimliydi? Ne diye bilirlerdi; nasıl bakabilirlerdi gönül rahatlığı ile Ermeni halkının yüzüne? Soykırım tabusunda bir delik açılabilmesi, ırkçı militarist diktatörlüğün düşünce tekelinin kırılabilmesi için Hrant’ın katledilmesi mi gerekirdi? Ne demeliydi, farklı inancı yüzünden katledilen Rahip Santoro için, koyun gibi boğazlanan Malatyalı Hıristiyanlar için? Ne demeliydi, antisemit motivasyonlarla birer kitle katliamına dönüştürülen Sinagog saldırılarına? Ne demeli, evleri başlarına yıkılan, toplumun sürekli dışına atılan Türkiye’nin Romanlarına? Ne demeli eşitlik ve özgürlük diyen Kürdün 100 yıldır kanayan yarasına, yakasına yapışan zulme ve işkenceye? 

Ermmeni-Anmasi.7.JPG, 37 KB

Sahiden, Türkiye’de o günden bu güne ne değişmişti? Neydi düşüncenin açıkça ifade dilmesinin bedeli? Türkiye Cumhuriyeti denen ülkede, bu günde resmi ideolojiye ters düşmenin, dini inancını ve ulusal kimliğini sahiplenmenin bedeli, ardı arkası bitmeyen baskıdan ve zulümden başka neydi?

 

Çok kara bulutlar geçmişti bu ülkenin üzerinden. Fakat 1915’te çöken zifiri karanlığın kara yüzlü katilleri aldılar götürdüler masum komşularımızı ölüme, attılar insanlık onurumuzu çiğnenmesi için ırkçı pislik deryasına. Yenik düştü, bu topraklarda ağır bir yara alan insanlık, can çekişiyor hala.

Yok, dostlar yok! Aradan 94 yıl geçmiş olmasına rağmen, Ermeni halkına, soykırım mağdur halklara vere bilecek bir müjdemiz yok! Can çekişen insanlığı, çiğnenen insanlık onurumuzu kurtarmak ve yeni bir soykırım belasının önüne geçebilmek için, soykırım kurbanları anısına güller bırakıp, saygıya durmaktan başka çaremiz yok! 

Ermmeni-Anmasi.8.JPG, 46 KB

Eğer ki, hissede bilirsek yüreğimizde onların acısını, dostluk için uzanan elimiz tutulmaya layık demektir. Bu insani duruşu sergilemeyi başardığımız an, öğreneceğiz açılan yaraları yeniden sarmayı; yeşerteceğiz ülkemizde dostlukları yeniden; kurtaracağız insanlık onurumuzu ırkçı zorbaların, hırsızların, katillerin ayakları altından. O zaman anlaşılacak hakkın, hukukun ne demek olduğu ve kimse cüret edemeyecek bir daha insanlığa karşı suç işlemeye yeltenmeye.

Hak için, adalet için, insanlık için, masum çocuklarımızın geleceği için “bıktım, usandım demeyin” bu uğurda çalışıp didinmekten!

Ali Ertem


 
  Bütün hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Serê na dinade theyr u thur zonê xo de waneno. Qılancıke qiştnena, hes lımeno, kutık laweno, verg zurreno, ga qorreno, bıze qırrena, phepug waneno. Vas hencê xo sere rewino. Kam ke aslê xo inkar keno, wele erzeno rêça xo sono.