Serê na dinade theyr u thur zonê xo de waneno. Qılancıke qiştnena, hes lımeno, kutık laweno, verg zurreno, ga qorreno, bıze qırrena, phepug waneno. Vas hencê xo sere rewino. Kam ke aslê xo inkar keno, wele erzeno rêça xo sono.
   
  SIMA XR AM! DERSİM ZAZA PLATFORMUNA HOŞ GELDİNİZ!
  Dersim Tarihi
 
"


 » Tarih ve Sosyoloji Işığında Dersim

11.02.2009  




TARİH VE SOSYOLOJİ IŞIĞINDA DERSİM
 
                 I
Dersim’in Sınırları ve Statüsü


11’inci yüzyıl sonrasında Dersim coğrafyasında "Dersim Beyliği" ve "Çemişgezek Krallığı" gibi oluşumlar görülür. 

Bir dönem boyunca Akkoyunlular’ın yönetimi altında kalan "Çemişgezek Krallığı”, Akkoyunlu devleti yıkıldıktan sonra kendi isteğiyle "Safevi/Kızılbaş Devleti"ne katılır. 

Dersim, 1501/2-1514 yılları arasında Erdebil ve Tebriz merkezli Kızılbaş yönetimi altındadır.

Kızılbaşlar’ın Çaldıran yenilgisinden sonra Yavuz Selim tarafından oluşturulan "Kürdistan Eyaleti"ne dahil edilir. 

Başlangıçta sözde kalan bu ilhak zamanla fiili bir hal alır.
1540’lardan sonra "Çemişgezek Krallığı" dört sancağa bölünmüş haldedir.

17. ve 18’inci yüzyıllara ait Osmanlı kayıtlarında Dersim coğrafyasında Dersim ve Çemişgezek sancakları anılır.
Tanzimat’la birlikte Kaza-Sancak-Eyalet tarzındaki eski idari yapılanmada değişiklik yapılır. "Eyalet" sistemi terkedilip "vilayet teşkilatı"na geçilir.

Dersim, 1847/8’de Hozat başkentli bir "Sancak", başka deyişle bir "Mutasarrıflık"tır. 1851'e kadar Diyarbakır, bu tarihten sonra ise bir sancak olarak Harput Vilayeti'ne dahildir.Bu statüsü 1880’e kadar devam etmiştir.

Sancak (Liva, Mutasarrıflık), dönemin idari terminolojisinde "Kaza" ile "Vilayet" arasındaki birimlere karşılık düşerdi. En yüksek yöneticileri "Mutasarrıf" ünvanı taşırdı. Mutasarrıflar, hiyerarşide kaymakam ile vali arasında bir konuma sahipti.

Jandarma Umum Kumandanlığı’nın "Dersim" adlı yayınına göre 1847/8’den sonra "Dersim’de yapılan idare teşkilatında kaymakamlar ve memurlar kamilen yerlilerden" oluşturulmuştur (Bkz. a.g.y., s. 54).

Ne var ki, bu uygulama 1877-78 Rus-Osmanlı savaşından sonra kesintiye uğramış, 1938'de ise bir sona gelmiştir. 

Dersim’de kaymakamlık yapmış aşiret ve ocak büyüklerinden bir bölümü şunlardır: Çarekanlı Şah Hüseyin II (Pülümür Kaymakamı), Suroğlu Gülabi Ağa (1860'larda ve 1870'lerde Mazgirt Kaymakamı), Nafiz Bey (1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Mazgirt kaymakamı), Ferhadanlı Kahraman Ağa (Hozat Kaymakamı), Şeyh Süleyman ve Mansur Ağa (1860’lı ve 1870’li yılların Hozat kaymakamları), “Keçel Reisi Munzur Ağa” (1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Ovacık Kaymakamı), Arslanan reisi Mahmut Ağa (1913/1914-1916 yılları arasında Ovacık Kaymakamı), Maksudanlı Kasım oğlu Munzur (1924'ten itibaren Ovacık Kaymakamı) (Bkz. N. Sevgen, Zazalar ve Kızılbaşlar; Jandarma Umum Kumandanlığı’nın “Dersim” adlı yayını; Naşit Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor; M. Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, s. 47-48).

Dersim, 1877-78 Rus-Osmanlı savaşından hemen sonra, 1880 yılında, mutasarrıflıktan vilayete (valilik) dönüştürülür. Bu dönemdeki başkenti de Hozat'tır. 

Vilayet olduğu dönemde Pülümür kazası Dersim’den alınıp Erzincan mutasarrıflığına bağlanır. 

Dersim, sekiz yıl kadar "vilayet" statüsünde kalır.
Mutasarrıflıktan vilayete bu dönüşüm ilk bakışta lokal koşullarda bir iyileştirme gibi görünürse de gerçekte öyle değildir. Örneğin Jandarma Umum Kumandanlığı’nın "Dersim" adlı yayınında "valilik teşkilatı"nın kurulduğu 1880 yılı Dersim’de merkezi otoritenin de başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Bkz. a.g.y., s. 54, 67).
Aynı kaynakta Dersim’in ilk valisinin bu tarihte (1880) göreve başlayan Fikri (veya Arif) adında bir "paşa" olduğu not edilir.

Aslında bir bölümü resmen "vali" sıfatı taşımasalar bile Kuzuçan beylerinden Şah Hüseyin I, oğlu Ali Bey (1853-54 Kırım Savaşı sıraları) ve Şah Hüseyin II de fiilen Dersim Genel Valisi gibi görülmüşlerdir. 1880’de vali olarak atanan Fikri Paşa’dan sonra, 1892-1905/7 yılları arasında Dersim’in fiili yöneticisi bir “Çerkez” olduğu söylenen 4. Ordu Müşiri Mareşal Zeki Paşa’dır. Balkan Savaşları ile Birinci Savaş sırasında Dersim Genel Valisi Kemahlı Sabit Sağıroğlu’dur. 1916’da Dersim (Hozat) valiliğine milliyetçi Kürt beylerinden Diyarbakırlı Cemilpaşazade Ziya atanmıştır. İttihatçılar devrildikten sonra (1918 sonları), Kürt Bedirhan evinden Mithat da Hürriyet ve İtilaf Partisi hükümeti tarafından Dersim (Hozat)’e vali yapılmıştır. Bu göreve Elazığ valisi sıfatıyla 1926’da Ali Cemal Bardakçı, bu yılın sonlarında Koçan tedibini yapan Albay Mustafa Muğlalı (Dersim valisi ve komutanı), 1928/9’da "Deli Fahri" ve Tunceli Kanunu çıktıktan sonra ise General Abdullah Alpdoğan atanmışlardır. Mareşal Zeki Paşa, General Neşet Paşa (1907-1908), Albay Mustafa Muğlalı ve Abdullah Alpdoğan aynı zamanda "Dersim Komutanı" sıfatı taşımışlardır. Adı geçen Dersim valilerinin bir bölümü bu görevlerini Hozat’tan, bir bölümü ise Elazığ ve/veya Erzincan’dan yürütmüşlerdir.

3 Mayıs 1888’de Dersim, vergi vermediği için kendi gelirinin valilik teşkilatının masrafını karşılayamadığı gerekçesiyle geri mutasarrıflığa/sancağa çevrilmiştir. 

1888-1918 yılları arasında bir mutasarrıflık/sancak olarak kalır.Bu dönemin Dersim mutasarrıflarından birkaçını verdikleri raporlardan tanıyoruz. Bunlardan biri 1903 tarihli Dersim raporunu yazan Mardinli Arif Bey’dir. O’nu takiben 1906 raporunun sahibi Celal Bey (1903-1906), daha sonra da 1908 tarihli raporun yazarı Mehmet Hayrettin gelirler. 

Bu dönemin Dersim’inde bir idari birim olarak nahiyelere pek rastlanmaz. Sadece dokuz kazası vardır: 

Çarsancak, Pah, Kuzuçan (Pülümür), Kızılkilise (Nazımiye), Mazgirt, Ovacık, Hozat, Pertek ve Çemişgezek. Dersim mutasarrıfı Mehmet Hayrettin’in 1908 tarihli raporunda Eğin (Kemaliye) de "Dersim Livası/Sancağı"nın kazaları arasında sayılmaktadır.

Dersim’de "nahiye teşkilatı" özellikle 1908 darbesinden sonra, yani İttihatçılar döneminde yapılmış görünür. Örneğin Birinci Savaş yıllarında "Sin Nahiye Müdürü"nden sözedilir. 

Sonraki dönemde Nahiye Müdürlüğü yapmış bazı isimler şunlardır: Kureyşan büyüğü Ali Gah (Türüşmek Nahiyesi daimi ve fahri müdürü), Suran büyüğü Temur Ağa (Pah Nahiyesi daimi müdürü), Şadanlı Necip Ağa (Ömür boyu Muhundu nahiye müdürü) (Bkz. M. Nuri Dersimi, a.g.y, s. 54-55).

"Nahiye teşkilatı" yapılması, merkezi otoritenin pekiştirilmesi anlamına gelen siyasi bir karardı. Devletin halk ile aşiret-ocak büyüklerinden oluşan yerel yöneticiler arasına daha derinlemesine sızma, geleneksel lokal otoriteyi devreden çıkarıp halk üzerinde dolaysız bir egemenlik kurma isteğini ifade ediyordu.
 
TC döneminde Dersim bir aralık tekrar "vilayet" yapılırsa da, 1926’da "977 Sayılı Mülkiye Teşkilatı Kanunu" ile "Dersim Vilayeti" tamamen lağvedilir. Bu sırada Pertek, Çemişgezek, Hozat, Ovacık, Nazımiye ve Mazgirt kazaları doğrudan Elazığ vilayetine bağlanır. Pah; nahiyeye dönüştürülüp Mazgirt’e, yine kazadan nahiyeye tahvil edilen Çarsancak ise Pertek kazasına bağlanır. Eskiden dokuz, hatta daha fazla olan kaza sayısının yediye indirilmesi bu tarihlerdeki uygulamadan kalmadır.

1926-1935 arasındaki yaklaşık on yıl boyunca daha önce "Dersim vilayetine" dahil idari birimler kazalar halinde Erzincan ve Elazığ arasında bölüştürülmüş kalırlar.

Dersim, 1927-1935/6 yılları arasında "Birinci Umum Müfettişlik" içindedir. 1935 sonunda İç Dersim’de "Tunceli vilayeti" kurulur. Bu sırada oluşturulan "Dördüncü Umum Müfettişlik" (1935-1947), Tunceli, Elazığ, Bingöl ve Erzincan vilayetlerini içine alıyordu. Naşit Uluğ’un aktardığı rakamlara göre "Dördüncü Umum Müfettişlik" bölgesinin yüzölçümü 40 bin km kare, nüfusu ise 1937’de 500 bindi (Bkz. Naşit Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, s. 173).

Baytar Nuri Dersimi’nin Dersimliler adına İsviçre’deki Milliyetler Cemiyeti’ne yazdığı mektupta Dersim nüfusu 500 bin olarak gösteriliyordu. Bu, sadece İç Dersim’in (Tunceli) değil, geniş anlamda Dersim’in nüfusuydu. 

Açık ki, 1930’ların sonlarında Dersim’den yalnızca Tunceli (İç Dersim) değil, kabaca "Dördüncü Umum Müfettişlik" bölgesine tekabül eden Tunceli Kanunu’nun sınırları anlaşılıyordu.Böylece 1930’ların sonlarında Dersim’in gerçek hudutları hakkında bir fikir ediniyoruz.

             II
Dersim’in Nüfusu

Aşağıda Dersim’in nüfusu ile ilişkili verilerin özet bir dökümünü yapılmıştır. Bu verileri değerlendirirken şu noktalar akılda tutulmalıdır: 

Birincisi, Dersim’de 1938’e kadar bir nüfus sayımı yapılamamıştır. Bu tarihe kadarki veriler çoğunlukla tahmini hesaplardır. İkincisi eldeki veriler genelde yalnızca İç Dersim’le (Tunceli) sınırlıdır. “Dersim nüfusu”ndan sözedildiğinde hem bu sınırlama, hem de İç Dersim’in sınırları ve statüsünde zaman içinde meydana gelen değişiklikler hesaba katılmalıdır.
 
1872’deki Erzincan Salnamesi’nde Dersim’in Pülümür, Ovacık ve Mazgirt kazalarının nüfusu aşağıdaki gibi verilir:
-Pülümür: 7896 (Müslüman: 6705, Hıristiyan: 1191)
-Ovacık: 6457 (Müslüman: 5991, Hıristiyan: 416)
-Mazgirt: 11.525 (Müslüman: 10.420, Hıristiyan: 1115)
-Toplam: 24.046 (Müslüman: 22.164, Hıristiyan: 2272)
(Aktaran M. Kalman, Belge ve Tanıklarıyla Dersim Direnişleri, Nüjen Yay., 1995, s. 203-204).
 
İç Dersim, bu tarihlerde bir Sancak/Mutasarrıflık olarak Erzurum Vilayeti’ne bağlı görünür. Hıristiyan olarak tanımlanan nüfus Dersim’in “Ermeni” olarak bilinen kesimidir.
 
1885’te Türkiye’de coğrafya tetkikleri yapan Vitali Guinet, 1891’de yayınladığı “Asya Türkiyesi” isimli coğrafya eserinde Dersim nüfusunu “Müslüman”, “Kızılbaş” ve “Kürt” olmak üzere üçe ayırır. Dersim’in Çemişgezek, Hozat, Pertek, Mazgirt, Ovacık, Nazımiye ve Pülümür kazalarında toplam olarak 15.460 Müslüman, 27.830 Kızılbaş ve 12.000 Kürt bulunduğunu kayddeder. Buna göre 1885 yılı dolayında Dersim’in toplam nüfusu 55.290’dır (Aktaran Naşit Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, s. 70-71).

Tarihi Batı Ermenistan (Osmanlı Ermenistanı/Türkiye Ermenistanı), kaynaklarda sık sık “Altı Vilayet” diye tanımlanır. Osmanlı yönetimi altındaki bu altı vilayet, Sivas, Harput, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis ve Van’dı. Ermeni Patrikhanesi’nin 1912’ye ait istatistiklerine göre, bu altı vilayetin toplam Ermeni nüfusu bu tarihte bir milyondan biraz fazlaydı. Nüfus bakımından bahsi geçen altı vilayetin en büyüğü Erzurum’du.
 
H. F. B. Lynich, 1890’larda (1891-1898) bu altı vilayeti kapsayan iki ayrı gezi yaptı. Bu sıradaki tetkiklerini ““Armenia: Travels & Studies”” başlıklı seyahat notlarında topladı. Lynich’in kitabında “Dersim Sancağı” hakkında da bilgiler mevcuttur. Çünkü Lynich, bu tarihlerde bile, Dersim’i Batı Ermenistan’a dahil bir ülke veya yönetsel bölge/birim olarak tarif etmektedir. Dersim bu gezinin yapıldığı sıralarda iki sancaktan oluşan “Harput Vilayeti”ne dahildir. Bunlardan biri Harput, diğeri Dersim’dir. Lynich’in rakamlarına göre 1890 yılı dolayında Harput Sancağı’nın toplam nüfusu 206.756’dir. Bunun 85-93 bin kadarı Ermeni, 182 bini Müslüman, 1334’ü Greek’tir.

Dersim Sancağı’nın 1890 yılı dolayındaki toplam nüfusu ise Lynich’in verdiği rakama göre 70 bin civarındadır. Bunun 62 bini “Müslüman”, 8 bin kadarı Ermeni’dir (Bkz. Lynich, a.g.e., Cilt. 2, s. 412-413).

Raymond Kevorkian ve Paul Paboudjian tarafından Fransızca kaleme alınan “Les Armeniens dans L'Empire Ottoman a la Veille du Genocide” başlıklı kitapta (1900?) İstanbul’daki Ermeni Patriarkı’nın ve daha geç dönemde George Aghjayan’ın verdikleri bilgilerden hareketle Dersim Sancağı’nın Çarsancak Kazası’ndaki 43 yerleşmede 7940 Ermeni (1136 aile/hane), 51 kilise, 15 manastır ve 23 okul (1114 öğrencili) bulunduğu kayddedlir.
Bu veriler 1890’larda Dersim’in “Ermeni” nüfusunun özellikle Çarsancak kazasında toplandığına işaret ederler. Çarsancak Ermenileri’nin oldukça önemli bir bölümü birçok kaynağa göre “Mirakyan” aşiretine mensuptu. Çarsancak, hem geniş bir kazanın, hemde bu kaza dahilindeki Peri köyünün adıydı. Kevorkian’a göre Çarsancağın merkezi “Kodaridj Kalesi”ydi.
 
Dersim kökenli bir Ermeni olan Andranik, 1888 ilkbaharında Dersim'de geniş bir gezi yaptı. Bu gezisini "Dersim" başlığı altında kitaplaştırdı. Bu kitap 1901 yılında Tiflis'te Ermenice olarak yayınlandı (Türkçe özet çevirisi için bkz. Seyfi Cengiz, Dış Kaynaklarda Kırmanclar, Kızılbaşlar ve Zazalar, s. 77-101, Desmala Sure Yayınları, Şubat 1995, Londra). Antranik, adı geçen kitabında Çarsancak'ın altmış kadar yerleşmesinin adlarını bir bir sayar, nüfusları ve etnik kompozisyonları hakkında ayrıntılı bilgiler verir.
1888-1893/4 yılları arasında Çarsancak yerlilerinden ve sokaklarda kurulu pazarlardan toplanmış olan bu verilere göre Çarsancak'ın (Karaçor) bahsi geçen altmış köyünde nüfus çoğunluğu (14.152), Ermeniler'den oluşuyordu (Bkz. Andranik, a.g.e, s.130-132).

Andranik, Çarsancak ile ilişkili verilere eklediği bir notta Dersim Kızılbaşları'nın Türkler'den ve Kürtler'den oldukça farklı olduklarına dikkat çekiyordu (Bkz. a.g.e., s. 132). 
Dersim Mutassarıfı Mardinli Arif Bey 1903 yılında Dersim nüfusunu 59.000 olarak tahmin eder (Aktaran Naşit Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, 1939, s. 70-71). 
Ermeni yazar Kevork Haladjian, Dersim doğumludur. Dersim’de doğup büyümüştür. 1909-1914 yılları arasında Dersimi boydan boya gezmiş, Dersimli Ermeniler ile Dersim’in Kızılbaş nüfusunun tarihini, geleneklerini ve kültürünü incelemiştir. “Dersimi Hayeri Azkakroutioune” (The Culture of Armenians of Dersim/Dersimli Ermeniler’in Kültürü) başlıklı çalışması bu yerinde gözlemlere dayalıdır. Dersim’in 384 köy ve kasabasına dair veriler bu kitapta kayda geçirilmiştir. Buna göre bahsi geçen 384 köyden 37’si Ermeni, 210’u Kızılbaş, 137’si ise Kızılbaş-Ermeni karışıktır. Haladjian bu gezisi sırasındaki (1909-1914) Dersim nüfusunu 289.468 olarak kayddediyor. Onun yazdığına göre bu nüfusun 110.386’sı Ermeni, 179.082’si Kızılbaş’tı.
 
Birinci Savaş’tan sonraki ilk veriler 1927-1935 dönemine ilişkindir. B. Nuri’ye göre Dersim nüfusu 1927’de 270 bindir. Bu rakam sadece Hozat, Pertek, Ovacık, Çemişgezek, Çarsancak, Nazımiye ve Mazgirt ilçelerinin nufusudur. Birinci Umum Müfettişliğin 1929’da tespit ettiği miktar ise 65.000’dir. Buna askerlik yapmamak için % 10 nisbetinde nüfus kaçağı eklenerek 71.500 rakamı elde edilmektedir (Aktaran Naşit Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, 1939, s. 70-71).

Üçüncü Ordu Kumandanı Halis Paşa Raporu’nda Dersim nüfusunun 1930 yılında 60-70 bin olduğu söylenir. Şükrü Kaya’nın 1931 tarihli raporunda ise Dersim nüfusu 150 bin olarak gösterilir. 1930’lu yıllara ait raporlarda, Dersim’de doğurganlık ve nüfus artış oranının oldukça yüksek, dolayısıyla Dersim nüfusunun çok kalabalık olduğuna sıkça işaret edilir. Örneğin Birinci Genel Müfettiş İbrahim Tali Öngören’in 21 Aralık 1931 tarihli raporunda bu olguya vurgu düşülür. Şükrü Kaya’nın 1931 sonlarına ait raporunda Dersim’in hayvan varlığı konusunda fikir yürütülürken, “Aralarında fazla kalmış memurların yaptıkları araştırmalara göre”, Dersimliler’in “En az yüz bin sakladıkları hayvan vardır” denilir. Dersim’in hayvan mevcudu, dolayısıyla tahsil edilecek vergiler bu tahminlere dayandırılır. Bu raporun kayıt-dışı hayvan sayısını tespitte benimsediği bu aynı yöntem Dersim’deki insan mevcudu (gerçek Dersim nüfusu) için de kullanılabilir. Başka deyişle en az eşit oranda (yaklaşık üçte bir veya % 33) bir kayıt-dışı nüfustan sözedilebilir.
 
1927-1931/2 dönemi için Jandarma Umum Kumandanlığı’na ait “Dersim” başlıklı yayında ek olarak aşağıdaki verilere rastlıyoruz:
 
Aşiretlere Göre Nüfus (1927-1931/2 Arasında) 

Doğu ve Batı Dersim’de yerleşik aşiretlerden 22’sinin toplam nüfusu 1927-1931/1932 döneminde Jandarma Umum Kumandanlığı’nın "Dersim" başlıklı kitabında yaklaşık 63.500 olarak tahmin edilir. 

Bu aşiretlerin nüfusları 300/500-5000 arasında değişmektedir.
Bunlardan en kalabalık nüfuslu olanlar şunlardır:
Kureşanlı: 5000
Hıranlı: 4000
Şadilli: 3900
Pilvenk: 3000
Demenanlı: 4000
Yusufanlı: 4000
Haydaranlı: 3500
Bahtiyarlı: 4000
Koçan: 2500-4000
Kırgan: 4000
Karabal: 3500
Aşağı Abbas: 500/1500-2700
Yukarı Abbas: 120-1000
Maksut: 3000
Keçel veya Kalan grubu toplamı: 5000
(Bkz. JUK, Dersim, s.72-105)

Yukarıdaki rakamlar 1926’da “Dersim vilayeti” Erzincan ve Elazığ arasında taksim edilip lağvedildikten sonraki döneme aittirler. Birinci Umum Müfettişliği’nin kuruluşu (1927) ile Genelkurmay Başkanı ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın sürgün raporlarının hazırlandığı tarih arasındaki dönemdir bu.
 
Kazalara Göre Nüfus (1931) 

Nazımiye: 5.883
Ovacık: 5.326
Hozat: 10.246
Mazgirt: 15.726
Toplam: 37.181 
Bunlar sadece kayıtlı nüfuslardır. Elazığ vilayetinin tahminine göre bu rakama en az kaydı olmayan 20.000 gizli nüfus eklenmelidir (Bkz. Jandarma Umum Kumandanlığı, Dersim, Kaynak Y., s. 60-61).
1931’de “Dersim vilayeti” yoktur. 1926’dan beri lağvedilmiştir. Yukarıda adı geçen dört kazanın hepsi 1931’de Elazığ’a bağlıdır. 1931’de bu dört kazanın yaklaşık toplam nüfusu 60.000 olarak tahmin edilmektedir. Yukarıda adları geçmeyen Pülümür ve Kiği kazaları bu tarihte Erzincan’a bağlıdırlar (Bu verilerin ayrıntıları için bkz. Seyfi Cengiz, Dersim’de Aşiret ve Ocak, No: III, Dersim 38 Forumu).
 
Naşit Uluğ’un aktardığı bilgilere göre 1930 (?) sayımına göre Dersim nüfusu Pülümür kazası hariç 93.117’dir. Bu rakam Hozat, Çemişgezek, Mazgirt, Nazımiye, Ovacık ve Pertek kazalarının nüfusudur. 1935 Sayımına göre Pülümür de dahil bugünkü “Tunceli” sınırları içinde 107.732 nüfus vardır. Bunun 9.551’i kasabalarda, 98.172’si köylerdedir. “Ama bu 98.000 rakamı içindeki halkın hepsi aşiret rejimi altında yaşamıyordu. Aşiret rejimi altında yaşayanlar 50.000 kadar tahmin olunabilir” (Bkz. Naşit Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, 1939, s. 70-71).
 
TC’de ilk nüfus sayımı 1927‘de, ikincisi 1935‘te, bu tarihten sonra da her beş yılda bir yapılmıştır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün Genel Nüfus Sayımları’na ilişkin verilerine göre 1935 “Tunceli” nufusu 101.099’dur. Elazığ İstiklal Mahkemesi savcısı Hatemi Şahamoğlu’nun iddianamesinde 1937 Dersim nüfusunun 110 binden fazla olduğu kayddedilir. 18 Haziran 1937 tarihli Kurun Gazetesi 1937 Dersim nüfusunu 50 bin olarak gösterir. Kur. Bnb. Burhan Özkök’ün 1937 tarihli “Osmanlılar Devrinde Dersim İsyanları“ başlıklı kitabında (“106 Sayılı Askeri Mecmua Lahikasıdır“), “Dersim nüfusu 60.000 kadardır“ denilir.
 
Merkez kaza dahil Tunceli’nin sekiz kazasının toplam nüfusu 1940 sayımında 90.636 (bir kaynağa göre 94.636), 1945’te 74.165’tir. 1940-1945 arasındaki büyük düşüş dikkat çekmektedir.
 
Tunceli nüfusu 1950 sayımında 105.759, 1955’te 121.743’tür (Bkz. DİE, 1985 Genel Nüfus Sayımı). 

1950’de Tunceli nüfusunda belirgin bir artış görülür. Köy İşleri Bakanlığı’nın bir yayınına göre 1950’de 18.305, 1955’te 14.307, 1960’ta 15.020, 1963’te 7.778 kişilik bir artış sözkonusudur. Bu artışta 1946/7 affından sonraki geri dönüşlerin bir yeri olmalıdır. Aynı kaynağa göre 1962-1963 yılındaki Tunceli nüfusu 129.575’tir. 1945’e göre (74.165) bu tarihte %74.7 oranında bir artış vardır (Bkz. “Köy Envanter Etütlerine Göre Tunceli”, Köy İşleri Bakanlığı Yayınları 13, 1963).İç Dersim (Tunceli) nüfusu 1965’te 154.175, 1970’te 157.293, 1975’te 164.591, 1980’de 157.974, 1985’te 151.906’dir.

1960-70 arasında Tunceli nüfusunda 17 bin dolayında bir artış gözlenirken, 1970-1980 yılları arasında bir duraklama, daha sonra da belirgin bir düşüş gözlenir. 1990 yılında 133 bine, 2000’de 93.548’e kadar düşer. 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle Türkiye'nin gerçek nüfusu 70 milyon 586 bin 256 kişidir. Bu nüfusun 35 milyon 376 bin 533'ü erkek, 35 milyon 209 bin 723'ü kadındır. Yüzde 70.5'i kentlerde, yüzde 29.5'i köylerde yaşıyor. Bu sayıma gore 2007 sonundaki İç Dersim (Tunceli) nüfusu 84 bin 022’dir (Bkz. 11 Şubat 2008 tarihli Sabah Gazetesi)

             III
DERSİM KENTLERİ
Dersim Kentleri

Başkenti Çemişgezek olan 11. yüzyıl sonlarındaki “Dersim Beyliği”, Çemişgezek’in yanısıra Bizans’tan ele geçirilen Eğin, Harput (Elazığ), Malatya, Arapkir, Adıyaman, Bingöl, Genç ve Palu kalelerini içine alıyordu. Bu emirlik bazı kaynaklarda “Khanzit” olarak tanımlanır. Başlangıçta Çubukoğulları’nın, daha sonra da Artuklular’ın (Balak ve Sukman) yönetimi altındadır. 

Bir zaman sonra onun yerini Saltuklular tarafından kurulan “Çemişgezek Krallığı” alır. Dersim coğrafyası 16. yüzyıla, hatta Tanzimat’a kadar daha çok Çemişgezek adıyla anılır. Bu dönemin Dersim sınırları Çemişgezek Krallığı’nın sınırlarıdır.

Bitlis Emiri ve ilk Kürt tarihçisi Şerefhan, 1597’de kaleme aldığı “Şerefname” adıyla bilinen eserinde Çemişgezek Krallığı’nın güç ve büyüklük itibariyle Kürdistan’la aşağı yukarı eşit önemde olduğunu anlatır. Bu krallığın toprak bakımından büyüklüğüne dikkat çekmek için “32 kale ve 16 nahiyeyi” içerdiğine işaret eder.

Ne var ki, bu kale ve nahiyelerin tümünü tek tek zikretmez. Ama O’nun anlatımından biliyoruz ki, genelde Erzurum’a dahil gösterilen Mıcıngerd dahi Çemişgezek Krallığı’nın bir parçasıydı. Harput (Elazığ) ve Malatya’nın da en azından belirli dönemlerde “Çemişgezek Krallığı”na dahil olduklarını başka kaynaklardan biliyoruz. Çemişgezek Krallığı’nın adları verilmeyen diğer birimlerini tespitte kendisinden hemen önceki “Dersim Beyliği”nin hudutları veri alınabilir.

Dersim’in Çaldıran öncesindeki (11.-16. yüzyıllar arasındaki) sınırları ve statüsü “Dersim Beyliği” ve “Çemişgezek Krallığı”na bakılarak tasavvur edilebilir.

Otlukbeli (1473) ve Çaldıran (1514) yenilgileri Dersim tarihinin seyri üzerinde oldukça olumsuz etkilerde bulundular.

Çaldıran sonrasında Osmanlılar eliyle "Kürdistan’a ilhak" edilen Dersim kendisini bir kuşatma altında buldu. Çaldıran’dan 38’e kadar büyük ölçüde Dersim şahsiyeti taşıyan Tercan, Kemah, Eğin (Kemaliye), Arapkir, Kiğı ve Koçgiri (Divriği, Zara, Kangal, Kuruçay, Refahiye ve Hafik/Koçhisar) gibi pek çok merkez beş asıra yayılan bir süreçte Dersim’den kopartılıp çevre iller arasında bölüştürüldüler. Bunlardan Tercan, Kemah ve Eğin bugün Erzincan’a, Arapkir Malatya’ya, Koçgiri bölgesi Sivas’a, Kiğı ise Bingöl’e dahildirler. 
Günümüzde Dersim kentleri denince ilk akla gelenler “Tunceli vilayeti”nin kazalarıdır. Bunlar Tunceli merkez (Mameki), Nazımiye, Mazgirt, Pülümür, Ovacık, Hozat, Pertek ve Çemişgezek’tir. Çarsancak, Peri ve Pah da dönem dönem kaza statüsü taşımışlardır. 
Dersim’de Kır ve Kent

Resmi verilere göre 1935’te İç Dersim (Tunceli) nüfusu 107.732’dir. Bunun 9.551’i kasabalarda, 98.172’si köylerde gösterilmektedir. 1940’ta toplam nüfus 94.636 olarak verilir. Bu rakamın 13.373’ü kentlerde, 81.266’sı köylerdedir. 1945’te toplam nüfus 90.732, kent nüfusu 10.352, köy nüfusu 80.380 dolayındadır. 1970’te toplam nüfus 157.293, şehir nüfusu 29.363, köy nüfusu 127.930’dur. 1980’de toplam 157.974, şehir 36.184, köy 121.790’dır. 2000 yılı toplam nüfusu ise 93.584’tür. Bunun 54.535’i şehirlerde , 39.108’i köylerdedir.

Yukarıdaki resmi verilere bakılırsa İç Dersim’de kentli nüfusun toplam nüfus içindeki yüzdesi (kentleşme oranı), 1935’te yaklaşık %8, 1940’ta %13, 1945’te %11, 1970’te %18, 1980’de %20, 2000’de ise %58’dir. 

Buna göre İç Dersim’de kentleşme oranı 1940-1945 arası hariç tutulursa sürekli bir artış göstermiş, özellikle 1980’den sonra katlanarak büyümüştür.

Ne var ki bu rakamlar gerçeği tam yansıtmadıkları gibi, kendi başlarına alındıklarında oldukça yanıltıcıdırlar. Çünkü tüm Türkiye’de kent nüfus artışının en düşük olduğu yer İç-Dersim (Tunceli)’dir. Özellikle 1935-1940 ve 1970-2000 yılları arasında köy nüfusunda mutlak bir düşüş olduğu doğrudur. Ama köy nüfusundaki bu düşüş, toplam nüfustaki mutlak düşüşle birlikte gitmektedir. 1980’de 157 bin dolayında olan toplam nüfus, 1990’da 133 bine, 2000’de ise 93 bine düşmüştür. Böylece İç Dersim nüfusu 2000 yılında 55 yıl önceki (1945) düzeyine gerilemiştir. 12 Eylül askeri müdahalesini izleyen bu dönemde İç Dersim büyük bir nüfus kaybına uğramıştır. 1994 sonrasında PKK varlığı ve eylemleri bahane edilerek ormanlar ateşe verilmiş, İç Dersim’in 420 köyünden 287’si zorla boşaltılmıştır. “Terörle mücadele” adı altında yüzlerce köyün boşaltıldığı 1994-1997 arasındaki üç yıl zarfında İç Dersim’in toplam nüfusunda %53 oranında bir azalma olmuştur. 1997/8’i izleyen dönemde ise Dersim’i tamamen boşaltmayı hedefleyen barajlar projesi yürürlüğe girmiştir.

Kentleşme süreci, iktisadi ve sosyal planda bir ilerlemeyi, tarımsal nüfusa kıyasla ticari ve sınai nüfusta bir büyümeyi ifade eder. İç Dersim’de tanık olunan bu tür bir dönüşüm değildir. Resmi mercilerin kent-kır ayrımında dayandığı ölçütler tarım-dışı nüfusta anlamlı bir artışı ifade etmekten uzaktır.

1924 yılında kabul edilen 442 Sayılı Köy Kanunu’nun birinci maddesindeki “şehir” ve “köy” tanımı şöyledir:

“Nüfusu iki binden aşağı yurtlara (köy) ve nüfusu iki bin ile yirmi bin arasında olanlara (kasaba) ve yirmi binden çok nüfusu olanlara (şehir) denir. Nüfusu iki binden aşağı olsa dahi belediye teşkilatı mevcut olan nahiye, kaza ve vilayet merkezleri kasaba itibar olunur. Ve Belediye Kanununa tabidir”. Bu tanım pek az bir değişiklikle bugüne kadar yürürlükte kalmıştır.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE)’nün benimsediği tanıma göre de, “kent”, il ve ilçe merkezlerinin belediye sınırları içinde kalan alanı; “kır” ise il ve ilçe merkezlerinin belediye sınırları dışında kalan bucak (nahiye) ve köy muhtarlıklarıdır. Bu tanım idari, askeri ve siyasi nedenlerle çok sayıda yerleşme birimine il ve ilçe statülerinin verildiği Türkiyede kentleşme oranını abartmaktadır. İl ve ilçe merkezi statüsü taşıdıkları için İç Dersim’in kırsal niteliği ağır basan bütün kasabaları bu tanıma dayalı istatistiklerde birer “kent” olarak görünmektedir. Bu yöntemle saptanan kentleşme oranlarının fiili süreçleri olduğu gibi yansıtmayacağı açıktır.
 
18 Mart 1924 tarihli “Köy Kanunu”nun 2. ve 8. maddeleri aynen şöyledir:

Madde 2 - Cami, mektep, otlak, yaylak, baltalık gibi orta malları bulunan ve toplu veya dağınık evlerde oturan insanlar bağ ve bahçe ve tarlalariyle birlikte bir köy teşkil ederler”.
Madde 8 - Köyün orta malı kanun karşısında Devlet malı gibi korunur. Bu türlü mallara el uzatanlar Devlet malına el uzatanlar gibi ceza görürler”.

442 Sayılı bu kanunun ikinci maddesindeki köy tanımında “cami” bulunması koşulu var. Sekizinci madde ise caminin “devlet malı” olduğuna işaretle, camiye el uzatan devlete el uzatır diyor.

                          IV

KENTLERİMİZİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ


Bunlardan Bağin’in adı (“Bag”, tanrı demektir) Hitit kayıtlarında mevcuttur. Modern Bağin’in Hitit ve Urartu kayıtlarındaki adı Palin’dir. İç Dersim (Tunceli) topraklarının önemlice bir bölümü Hititler çağından itibaren bu kentin adıyla Balahovid (Palahovid, Balabitene) olarak bilinmiştir. Balahovid bölgesinin Hititler zamanındaki en gelişkin iki merkezi Palin (modern Bağin) ve Bala/Pala (modern Palu) kaleleridir. Bazı kaynaklar Balahovid mıntıkasının Hozan bölgesine (modern Hozat ve Çemişgezek) dahil olduğunu söylerken, Urfalı Mattew Hozan’ın da daha eski zamanlarda Balakhovid/Palahovid olarak bilindiğini yazmaktadır. Ovacık'ın eski adlarından biri Pulur'dur. Çemişgezek'te de Pulur adlı mevkilere rastlarız. Pulur ve Pülümür gibi adlar da (Pülümür'de yaşayan Çarekanlılar'ın geleneğindeki "Pala Ahmet" adı "Palulu Ahmet" olarak okunabilir) büyük olasılıkla Palin, Pala ve Balahovit adlarıyla ilişkilidir. Hitit konfederasyonuna dahil bir prenslik olarak karşılaştığımız bu bölgenin dili Balaik/Palaik olarak bilinirdi. Hitit konfederasyonunda konuşulan sekiz dilden biri olan Palaik, dilbilimcilerce Hint-Avrupa dil ailesine dahil gösteriliyor. Tüm bu adlar Hititler çağında bu bölgede yaşayan Bala (Pala) halkının adından gelmedir. Tevrat'ın "Paluiler" dediği halk olmalıdır bu. Balahovid prensliği Ermeni kaynaklarında Paluni ismiyle geçmektedir. 
İkinci Hitit kralı Hattusilis I (Labarnas II), Pankus diye bilinen Hitit Soylular Meclisi’nde oğlu Mursilis I’i kendi halefi olarak ilan ettiği konuşmasında bugün Malatya'ya bağlı bulunan modern Darende'den “Tamalkiya” olarak sözeder (Hitit yazıtından akt. O. R. Gurney, The Hittites, 1954, s. 68). Bir yazıtta kayda geçirilen bu konuşma M.Ö. 1620 yılında yapılmıştır. The Cambrıdge Ancient History`de “Tamalkiya” sözcüğü "Timilkia" olarak verilir ve Darende'nin M.Ö. 13’üncü yüzyıla kadar bu isimle bilindiğine işaret edilir (Bkz. a.g.y., I, Part II, s. 727). 
Eğil de eski çağlarda önemli bir kale, kent ve prensliktir. Onunla hem Mısır, hem de Hitit kayıtlarında karşılaşırız. Mısır yazıtlarında “Angl”, M.Ö. 14. yüzyıla ait Hitit kayıtlarında “Ingalawa”, Grek ve Roma kayıtlarında ise “Ingilene” ve “Angeltun” şekilleri altında görünür. Pagan dönem Ermenistan tanrılarından biri de “Angl” adını taşır. Sümer-Akad tanrısı Nergal’in Ermenistan’daki karşılığı gibidir. Angl adını Sümerce Egal veya Babilce Ekall-u sözcüklerinden çıkartanlar vardır. Dersim’in eski kentlerinden Eğin'in adı, farklı bir lokalde olsa bile, Eğil ile ilişkili gibidir.
 
“Tunceli Kanunu” henüz tasarı halinde iken Munzur Kanun Tasarısı adını taşıyordu. Bunun nedeni lağvedilen Dersim adının yerine başlangıçta “Munzur” isminin düşünülmüş olmasıydı. Daha sonra bundan vazgeçildi. Munzur; İç Dersim tarihinde bölge, aşiret, dağ, nehir ve kişi adı olarak sık karşılaştığımız bir ad. Bu ad kısmen farklı şekiller altında Asur kralları Salmaneser I, Tiglat-Pileser I, Tiglat-Pileser II, Sargon, Sennacherib, Asurbanibal ve Nebuchadnezzar’ın yazıtlarında mevcuttur. Bahsi geçen Asur yazıtlarında bu adın bazı şekilleri bugünkü Mısır’a karşılık düşerken, bir bölümü de Ermenistan ve İç Dersim’deki Munzur’a referanstır. Salmaneser I ve Tiglat Pileser I, kendilerini “Musri fatihi” olarak tanımlamışlardır.
 
İç Dersim’in Asur kayıtlarında adı geçen eski kentlerinden biri de “Peri” (Çarsancak)’dir. Peri, The Cambrıdge Ancient History’de verilen bilgiye göre Asur kralı Salmaneser III’ün M.Ö. 836/835 yılına ait kayıtlarında “Perria kenti” olarak geçmektedir. Bu tarihte 23/24 kadar kent veya prenslikten oluşan Tabal konfederasyonunun yanısıra, “Perria kenti” de Salmaneser III’e boyun eğmek zorunda kalmıştır.
 
M.Ö. 9./8. yüzyıldan itibaren Dersim ve çevresi Urartu krallığının sınırlarına dahildir. Urartular, Hurrilerin bir koluydu. Bağin’deki bir yazıtta Urartu kralı Menua’nın bölgedeki fetihleri anlatılmaktadır. Mazgirt, Bağin, Palu, Kayalıdere (Varto civarı), Altıntepe, Aznavur ve Kömürhan’daki tarihi kalıntılar Urartular’dan kalmadır. Mazgirt adının kendisi bile bir görüşe göre Urartular’dan gelmedir. Tüm bunlar Dersim ve çevresinde Urartu varlığı ve hakimiyetinin kanıtlarıdır.
 
Modern Tercan, Xenophon’un Anabasis’inden beri iyi bilinir. Eski adı Derxene (Xerxene)’dir. Ermeni kaynaklarinda Derjan olarak anılır. Prof. Adontz, modern Tercan’ın eski Derxene ve Mananalı’yı içerdiğini söyler. 
Ortaçağ Dersim tarihinde önde gelen bir rol oynayan modern Çemişgezek ile Pertek ve Sağman gibi merkezlerin antik çağlarda da benzer bir önem taşıdıklarına işaret eden kanıtlar vardır. Çemişgezek’in Pulur (Sakyol) köyü civarında 1960’ların sonunda yapılan kazılarda tarımın keşfedildiği Yeni Taş Çağı’na ait bulguların yanısıra tunçtan yapılmış aletlere ve eşyalara rastlanmıştır. Pulur Höyüğü, Erken Tunç (Bronz) Çağı’na ait bir kültürün temsilcisi olarak tanımlanıyor. Çemişkezek kentinin eski adlarından biri Khozan, bir diğeri Hierapolis’tir. Bugünkü adının Çemişgezekli ünlü Bizans generali ve imparatoru John I Tzimisces (M.S. 969-76)’in adından geldiği yaygın bir görüştür. Mark Sykes, The Caliphs’ Last Heritage - A Short History Of The Turkish Empıre (1915) adlı eserinde bizzat ziyaret ettiği Çemiş-Gezek’te bu adın aslının Cemsitabad olduğunu duymuştur. Cemşit, İran ulusal efsanesinin en önemli figürlerinden biridir. Medler’le ilişkilendirilen efsanevi Pişdadiler’in kralıdır.
 
“Tunceli vilayeti”nin bugünkü merkez kazası 1937-1938 öncesinde “Mamikan” adında bir köydü. Bu ad Ermenistan tarihlerindeki Mananalı/Manalik Eyaleti ile ilişkilidir. Prof. Nicholas Adontz, Manalik adının ilk kez Sebeos’ta geçtiğine işaret etmektedir. Manalik ve İç Dersim’in arta kalanı Makedonyalı Büyük İskender’in halefleri arasındaki iç savaşlardan itibaren, özellikle Tigran döneminden beri Ermenistan’ın birer parçası olarak anılmışlardır.

Modern Kiğı ve çevresi de eski bir sitenin yurdudur. Kiğı‘nın adı Bizans tarihçisi Procopius’ta Chorzianene/Chorzane adı altında görünür. İlk Ermeni tarihçisi Agathangelos Kığı’dan Xorjanakon diye sözeder. Prof. Adontz’a göre Kiğı (Korzene)’nın Ermeni kaynaklarda Hasteank (Asthianene) adı verilen Palu-Çabakçur arasındaki bölge ile örtüştüğü, başka deyişle bir vakitler bugünkü Palu ve Bingöl’ü de içerdiği olmuştur. Ermeni tarihinin babası olarak tanımlanan Moses Khorenatsi Ermenistan’ın Part krallarının (saray evinin) Haşteank bölgesine yerleştiklerini ve bu toprakların zamanla onların irsi mülkü haline geldiğini yazmaktadır. Bu bölgenin iki ana merkezinin Bağin ve Palu olduklarına daha önce işaret etmiştim. Hasteank bölgesi, Hristiyanlık öncesinde olduğu gibi, Hıristiyanlık benimsendikten sonra da Ermenistan’ın dini merkezlerinden biri olmuştur. Bu kutsal merkezler arasında Kemah (Ani), Bağin ve Erez (Erzincan)’in de adları geçer.
 
Modern Kemah; eski tarihlerde Ani/Hani, Aliwn/Analiba, Daranalia/Daranalik gibi adlarla bilinir. Daranalik adlı bölgeye dahildir. Yer yer onunla örtüştüğü olmuştur. Moses Khorenatsi’nin yazdığına göre Bizans Ermenistanı kralı Arşak III kendi hazinelerini Kemah kalesinde tutmuştur. Daranalik bölgesinin adı ilk Ermeni tarihçileri Faustos ve Agathangelos’ta geçmektedir. 680 tarihli Meclis’te temsil edilmiştir. Adı bu meclisin protokollerinde geçer.

Divriği (Tephrike, Daranali, Batı Dersim), Akçadağ (Arguvan, Doğanşehir) ve Amarra (Emerli) kentleri ise Pavlakiler’den kalmadır. Bizans kırımlarına maruz kalan Pavlakiler tarafından liderleri Carbeas zamanında 830’larda ve 840’larda kurulup Bizans’a karşı birer üs olarak kullanılmışlardır. Koyulhisar/Karahisar (Colonia, Konak) ve Mananalı (Doğu Dersim) da Pavlaki üsleriydi. Pavlakiler’in kendilerine göre bu hareketin gerçek kurucusu yedinci yüzyılda yaşayan ve sonraları Silvanus adını alan Constantine Mananalı’ydı (Mamekiyeli Constantine). Kendisi ve yandaşları Bizans tarafından Manes’in görüşlerini paylaşmakla suçlanıp cezalandırılmışlardır.

Not

Yukarıdaki bölümde yararlanılan temel kaynaklar şunlardır:
- Mısır, Asur, Hitit ve Urartu yazıtları
- The Records of The Past
- Heredot Tarihi
- The Cambridge Ancient History
- Mark Sykes, The Caliphs’ Last Heritage - A Short History Of The Turkish Empıre (1915)
- Edwin Norris, Assyrian Dictionary, 1872
- F. Justi, İranisches Namenbuch
- Ferdinand Justi, Der Bundehesh, Leipzig, 1868
- Bundahis (bkz. The Sacred Books Of The East, cilt. 5), Edite eden F. Max Müller, 1880
- El Biruni, The Chronology of Ancient Nations
- H. Brugsch Bey, A History Of Egypt Under The Pharaohs, London, 1881, ing. baskı
- The Natural History Of Pliny, cilt 1, İng.’ye çev. John Bostock ve H. T. Rıley, London, 1855
- Moses Khorenatsi’nin kitabı
- H. G. Tomkins, The Campaıgn Of Rameses II İn His Fifth Year Agaınst Kadesh On Orontes, London, 1882.
- J. B. Segal, Edessa: The Blessed City, 1970
- Dictionary Of Greek And Roman Geography, cilt 1, 1853
- Ermeni rahip Urfalı Matthew (ölm. 1144?)’in kroniği: “Armenia And The Crusades Tenth To Twelfth Centurıes, The Chronicle Of Matthew Of Edessa”, İng.’ye çev. Ara Edmond Dostourian, 1993, Armenian Heritage Series.
- Erzurum’un Britanya konsolosu J. G. Taylor, Journal Of A Tour In Armenia, Kurdistan And Upper Mesopotamia With Notes Of Researches In The Deyrsim Dagh, 1866 (Bkz. JRGS adlı periyodik, cilt 38, s. 281-361 (Türkçe çevirisi için bkz. Dış Kaynaklarda Kırmanclar-Kızılbaşlar ve Zazalar, Desmala Sure Yayınları).
- Cyril Toumanoff, Studies In Christian Caucasian History, Georgetown University Press, 1963
- M. Seel, A Journey In Dersim (1911)
- Nicholas Adontz, Armenia İn The Period Of Justinian, İng.’ye çev. Nina G. Garsoian, 1970

 
          VII
HAYVANCILIK 
1938 Öncesinde İç Dersim’in Hayvan Varlığı, Vergi Ödeme ve Asker Verme Oranları


1938 öncesinde İç Dersim aşiretlerinin önemli bir bölümünün başlıca servetleri başta sığır, koyun ve keçi gelmek üzere hayvan varlıklarıydı.

Mehmet Nuri Dersimi’nin verdiği bilgiye göre, hayvan mevcudunun %60’ı keçi, %40’ı koyundu.
Jandarma Umum Kumandanlığı’nın “Dersim” başlıklı gizli raporunda dağınık bir şekilde İç Dersim aşiretlerinden önemli bir bölümünün 1927-1931/1932 yılları arasındaki döneme ait servetleri, bu servetin cinsi ve miktarı, vergi ve asker verme oranları hakkında bazı veriler mevcuttur. 

Bu verileri ayıklayıp birleştirince ortaya çıkan tablo aşağıdaki gibidir.

Aşiretlere Göre Hayvan Varlığı:
Laçin
1000 sığır, 200 koyun, 1000 keçi, 10 at, 15 katır.
Aşağı Karabal
1500 sığır, 2000 koyun, 3000 keçi, 25 at, 600 katır, 50 merkep
Yukarı Karabal
1000 sığır, 300 koyun, 1700 keçi, 3 at, 10 katır
Ferhat
100 sığır, 15.000 koyun, 3500 keçi, 30 at, 40 katır, 30 merkep
Kırgan
1300 sığır, 1000 koyun, 3000 keçi, 20 at, 50 katır
Aşağı Abbas
2000 sığır, 800 koyun, 1500 keçi, 10 at, 50 katır
Koçan
2000 sığır, 8000 keçi, 20 at, 200 katır
Keçel (veya Kalan Grubu toplamı)
3000 sığır, 4000 koyun, 900 keçi, 150 at, 100 katır
Bahtiyar
1200 sığır, 500 koyun, 2500 keçi, 10 at, 45 katır, 15 merkep
Hormek (Bertal Ağa Grubu)
300 sığır, 400 koyun, 500 keçi, 7 at
Hormek (aynı raporda ayrı bir yerde verilen rakam)
170 sığır, 278 koyun, 358 keçi
Pilvenk
5000 sığır, 2000 koyun, 200 keçi, 80 at, 200 katır, 200 merkep
Şadi
100 sığır, 400 koyun, 100 keçi, 20 merkep.
Haydaran (Nazımiye)
35 sığır, 97 koyun, 160 keçi
Alan (Nazımiye kısmı)
6 sığır, 37 koyun, 347 keçi
Arilli
2461 sığır, 457 koyun.
Kureyşan (Mazgirt kazası)
567 sığır, 318 koyun, 3075 keçi
Karsan (Nazımiye)
205 sığır, 193 koyun, 1611 keçi
Şeyh Mamdan/Şeyh Mehmedan (Mazgirt)
245 sığır, 111 koyun, 690 keçi
Maskan
70 sığır, 71 koyun, 344 keçi
Kimsor
153 sığır, 267 koyun, 871 keçi
(Bkz. Jandarma Umum Kumandanlığı, “Dersim”, Kaynak Yay., s. 62-64 ve 72-105)

Sayıma Yazdırılan Hayvan Miktarı

1927-1931/2 tarihleri arasındaki döneme ilişkin bu bilgiler Jandarma Umum Kumandanlığı’nın “Dersim” adlı raporundan ayıklanmıştır. 

Burdaki yüzdeler aşiretler tarafından sayıma yazdırılan hayvan miktarının bu aşiretlerin toplam hayvan mevcuduna oranıdır.

Haydaran (Nazımiye):% 1 veya %10
Alan (Nazımiye kısmı): %70
Arilli: %40
Kureyşan (Mazgirt kazası): %60
Karsan (Nazımiye): %45
Hormek: %70
Şeyh Mamdan/Mehmedan (Mazgirt): %70
Maskan: %70
Kimsor: %70.
Maksut: %20
Bezgar: %60
Demenan (Mazgirt kazası): %5
Suran (Mazgirt kazası): %70
Şam Uşağı (Ovacık-Hozat): %5
Nanik Uşağı (Ovacık): %1
Beyit (Ovacık): %20
Aşuran (Ovacık): %10
Bal (Ovacık): %1
Keçel (Ovacık): %1
Birman (Ovacık): %1
Koçan (Ovacık-Hozat): %5
Ferhat (Ovacık-Hozat): %20
Karabal (Hozat): %25
Laçin (Hozat-Ovacık): %2
Kırgan (Hozat): %2
Bahtiyar (Hozat): %15
Abbas (Hozat-Ovacık): % 25
Seyitler Uşağı (Mazgirt): %60.
Yusufan (Mazgirt Kazası): %20
Alan (Mazgirt kısmı): %5
Şadilli (Mazgirt): %75
İzoli (Mazgirt): %55
Hıran (Mazgirt): %55
Pilvenk (Pertek Kazası): %66
(Bkz. Jandarma Umum Kumandanlığı, Dersim, s. 61-64)

Kazalara Göre Hayvan Mevcudu

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın Başbakanlığa sunduğu Kasım 1931 tarihli raporda İç Dersim’in 6 kazasının toplam hayvan mevcudu verilir.
Burada en az 100 bin hayvan sakladıkları (kayddetmedikleri) ileri sürülür.
Bu rakamlar şöyledir:
Ovacık
Kayıtlı hayvan mevcudu: 3.599
Gerçek hayvan miktarı: 30.000
Hozat
Kayıtlı hayvan mevcudu: 4.957
Gerçek hayvan miktarı: 35.000
Nazımiye
Kayıtlı hayvan mevcudu: 10.980
Gerçek hayvan miktarı: 30.000
Mazgirt
Kayıtlı hayvan mevcudu: 21.885
Gerçek hayvan miktarı: 35.000
Çemişgezek
Kayıtlı hayvan mevcudu: 30.959
Gerçek hayvan miktarı: 37.000
Pertek
Kayıtlı hayvan mevcudu: 27.554
Gerçek hayvan miktarı: 37.000
İç Dersim’in bu 6 kazasında toplam 7.500 deve bulunduğu da kayddedilir.
Bu raporun Dersim’de kayıt dışı hayvan oranı konusundaki tahmini doğruysa, o tarihteki kayıt dışı insan/nüfus mevcudu içinde bu aynı oran kullanılabilir.

Vergi Ödeme Oranları

Jandarma Umum Kumandanlığı’nın “Dersim” başlıklı raporunda aşiretlerin bir bölümünün 1938 öncesindeki vergi ödeme oranları hakkında şu bilgiler verilir:
Haydaran % 1
Arilli % 60
Karsan % 65
Maksut % 100
Bezgar % 100
Seyitler Uşağı (Mazgirt) %60
Yusufan (Mazgirt Kazası) %70
Alan (Mazgirt kısmı) %90
Şadilli (Mazgirt) %95
İzoli (Mazgirt) %95
Hıran (Mazgirt) %95
Pilvenk (Pertek Kazası) %90
(Bk. a.g.y., s. 61-64)
Yukarıdaki vergi ödeme oranları sayıma yazdırılan miktar üzerindendir.

Asker Verme Oranları

Jandarma Umum Kumandanlığı'nın bu aynı raporunda İç Dersim kazalarının 1930-1931 yıllarındaki asker verme oranları hakkında ise şu rakamlar verilmektedir:
Ovacık % 10
Hozat % 10
Nazımiye % 25
Mazgirt % 60
Pertek ve Çemişgezek % 80
(Bkz. Jandarma Umum Kumandanlığı, Dersim, Kaynak Yayınları, s. 71)

Jandarma Umum Kumandanlığı’nın "Dersim" adlı gizli raporunda yukarıdaki verilerden çıkarılan genel sonuç özetle şöyledir:
Dersim genelinde hayvan mevcudunun ortalama olarak sadece %20'si sayıma yazdırılmış, yazdırılan bu miktar üzerinden bile vergi tahsilatı ortalaması %50'ye ulaşmamıştır. Haydaran aşireti hayvan mevcudunun %1'ini yazdırırken, bu oranın Şadilli aşiretinde %75 olması, aşiretlerin "sayım ve ödeme vaziyetinin" bulundukları yere göre azalıp çoğaldığını, devlet nüfuzunun henüz kurulamadığı veya en az olduğu yerlerde sayım ve ödeme oranın da en az veya sıfır seviyede olduğunu göstermektedir.
(Bkz. a.g.y., s.63)

Zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın 1931 sonundaki raporunda da benzer bir değerlendirme yapılır. Burada vergi ve asker verme oranları aşiretlerin devlete/hükümete “itaat derecesi”nin göstergesi olarak alınır.

Hiç asker vermeyen ve en az vergi veren bölgeler bu raporda şöyle belirlenir:

Haydaran ve Hakis bölgeleri (Nazımiye)
Demenan ve Yusufan bölgeleri (Mazgirt)
Dere ve Şavak nahiyeleri (Pertek)
Koçan bölgesi (Çemişgezek)
Ovacık ve Hozat kazaları

Şükrü Kaya, adı geçen raporunda bu bölgelerin çoğunluğunun zaten boşaltılması ve imhası planlanmış bulunan “Şimal-i Dersim” (Kuzey Dersim) bölgesinde yeraldıklarına işaretle, 1932 Haziran’ında başlatılacak askeri hareket sırasında bu bölgelerde tapu kaydı, nüfus ve hayvan sayımı yapılması, eski vergi borçlarının tahsili ve asker alımının derhal başlatılmasını önerir.

Görüleceği gibi devlet nüfuzunun en az olduğu yerler, hayvancılığın, bağlı olarak yarı-göçebe bir hayat ve dağınık bir yerleşim tarzının önde geldiği en iç kesimlerdır.
Burada kayıt ve ödeme en az düzeyde, yer yer sıfır seviyededir.

Devlet otoritesinin hissedildiği çevreye, başka deyişle tarımcılığın daha fazla yer tutuğu ova köylerine doğru gidildikçe bu oranlar yükselmektedir.
Örneğin Ovacık’ın Bal, Keçel, Birman, Nanik aşiretleri hayvan mevcutlarının sadece %1’ini, Hozat aşiretlerinden Laçin ve Kırgan %2’sini, Koçan ve Şam %5’ini, Bezgar ve Aşuran %10’unu, Bahtiyar %15’ini, Ferhat ve Maksut %20’sini, Abbasan %25’ini, Doğu Dersim’deki Demenan aşireti (Mazgirt) %5’ini, Haydaran (Nazımiye) % 1 veya %10’unu, Yusufan (Mazgirt) %20’sini yazdırmışken, bu oran Arilliler’de % 40, Hıranlılar’da %55, Kureşanlılar’da %60, Pilvenkliler’de %66, Şeyhmehmedan ve Hormekliler’de %70, Şadilliler’de %75’e yükselmektedir.
Vergi ödeme oranları da paralel bir seyir izler.
Bu oran Yusufanlılar’da %70, Alanlar’da %90, Hıran ve Şadilli aşiretlerinde %95’tir.
 
Ek Veriler: Şah Hasan ve Seydan Grubu Aşiretlerinin Nüfusları ve Servetleri

Naşit Hakkı Uluğ'un "Derebeyi ve Dersim" başlıklı kitabından derlenen hemen aşağıdaki veriler direnişçi aşiretlerin esasını oluşturan Şeyh Hasan ve Seydan grubunun nüfus ve servetlerine ilişkindir yalnızca.

Şah Hasan Grubu 
Aşağı Karabal
Nüfusu: 2000 kadar erkek, 2000 kadar kadın
Serveti: 5000 koyun ve keçi, 1500 sığır, 600 katır, 80 merkep ve at.
Yukarı Karabal
Nüfusu: 1500
Serveti: 2000 koyun ve keçi, 1000 sığır
Ferhad
Nüfusu: 3200
Serveti: 5000 koyun ve keçi, 100 sığır, 100 at, eşek ve katır.
Aşağı Abbas
Nüfusu: 1500.
Serveti: 3000 koyun ve keçi, 500 sığır, 50 binek hayvanı vardır.
Yukarı Abbas
Nüfusu: 3000
Serveti: 5000’i aşkın koyun ve keçi, 2000 sığır, 60 binek hayvanı.
Kırgan
Nüfusu: 3700
Serveti: 4000 koyun ve keçi, 1300 sığır, 50 katır
Laçin
Nüfusu: 1300
Serveti: ?

Seydan Grubu
Koçan
Nüfusu: 4000
Serveti: 10.000 koyun ve keçi, 2000 sığır, 220 at ve katır
Şam
Nüfusu. 1500’ü geçmez.
Serveti: 5000 hayvan
Kalan
Nüfusu: 5000
Serveti: 8000’den fazla hayvanları vardır.
Maksut
Nüfusu: 4000
Serveti: 2000 sığır. Koyunları az
Aslan
Nüfusu: 2400
Serveti: 4000 hayvan.
Bezger
Nüfusu: 1300
Serveti: 2500 hayvan
Beyt
Nüfusu: 1200
Serveti: 3000 hayvan.
Diğer Aşiretler
Pilvank
Nüfusu: 4000
Serveti: 8000’den çok hayvanı var.
Bahtiyar
Nüfusu: 3000
Serveti: 3000 koyun ve keçi, 1200 sığır, 70 binek hayvanı
 
Doğu Dersim Aşiretlerinin Nüfus Ve Servetlerine İlşkin Veriler
 
Haydaran
Nüfusu: 1000’i geçmez.
Serveti: 2000 koyun, 2000 keçi, 800 sığır, birçok katır.
Arilli
Nüfusu: 3500
Serveti: Zengin bir aşirettir.
Kureşan
Nüfusu: 2000
Serveti: 2000’den fazla hayvan
Şadili
Serveti: 600-700 hayvan
Nüfusları: 250
Lolan
Nüfusu: 250.
Serveti: Pek azdır.
Hormik
Nüfusları 500 civarında.
Serveti 500 hayvanı geçmez.
Karsan
Nüfusu: 1000’i bulur.
Serveti: Büyük bir hayvan serveti var.
Şeyh Memedan
Nüfusu: 500
Serveti: 600-700 hayvanları var.
(Bkz. Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim)

1960'lı Yıllarda İç Dersim'in Hayvan Varlığı

Köy İşleri Bakanlığı yayınlarından “Köy Envanter Etütleri’ne Göre Tunceli” başlıklı istatistiki çalışmada “Tunceli” ilinin 1963 yılındaki hayvan varlığı kaza kaza aşağıdaki gibi verilmektedir:
Merkez (35 adet köy, 2214 adet hane/ev, 2656 adet çitçi ailesi)
2110 öküz, 80 merkep, 593 katır, 22 at, 3830 inek, 5893 koyun, 20.007 keçi, 4905 kümes hayvanı, 570 adet arı kovanı.
Çemişgezek (51 köy, 2523 hane, 3293 çiftçi ailesi)
3272 öküz, 1557 merkep, 873 katır, 558 at, 3053 inek, 21.408 koyun, 15839 keçi, 8742 kümes hayvanı, 300 kovan.
Hozat (42 köy, 2047 hane, 2510 çiftçi ailesi)
1509 öküz, 434 merkep, 484 katır, 240 at, 2721 inek, 11.896 koyun, 25.493 keçi, 6580 kümes hayvanı, 1143 kovan.
Mazgirt (79 köy, 3673 hane, 4897 çiftçi ailesi)
5515 öküz, 87 manda, 2682 merkep, 408 katır, 498 at, 6034 inek, 270 manda ineği, 8968 koyun, 16486 keçi, 23570 kümes hayvanı, 671 kovan.
Nazimiye (33 köy, 1590 hane, 2287 çiftçi ailesi)
1741 öküz, 110 merkep, 420 katır, 74 at, 4116 inek, 7912 koyun,21339 keçi, 5915 kümes hayvanı, 1385 kovan.
Ovacık (61 köy, 2679 hane, 3215 çiftçi ailesi)
2.402 öküz, 35 merkep, 493 katır, 768 at, 9104 inek, 16.750 koyun, 28.850 keçi, 15.321 kümes hayvanı, 3620 kovan.
Pertek (49 köy, 2939 hane, 3868 çiftçi ailesi)
3693 öküz, 52 manda, 1344 merkep, 1601 katır, 610 at, 2113 inek, 58 manda ineği, 40.542 koyun, 22951 keçi, 25120 kümes hayvanı, 900 kovan.
Pülümür (64 köy, 2780 hane, 3806 çiftçi ailesi)
2902 öküz, 646 merkep, 236 katır, 699 at, 6162 inek, 19.040 koyun, 26714 keçi, 12367 kümes hayvanı, 3307 kovan. 
Toplam (414 köy, 20445 hane, 26.532 çiftçi ailesi)

23.144 öküz, 139 manda, 6888 merkep, 5108 katır, 3469 at, 37.133 inek, 328 manda ineği, 132.409 koyun, 177.679 keçi, 102.520 kümes hayvanı, 11903 kovan.
(Bkz. Köy Envanter Etütlerine Göre Tunceli, Köy İşleri Bakanlığı Yayınları, 1963, Tablo 25) 
 
 

 
  Bütün hakları saklıdır. Kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Serê na dinade theyr u thur zonê xo de waneno. Qılancıke qiştnena, hes lımeno, kutık laweno, verg zurreno, ga qorreno, bıze qırrena, phepug waneno. Vas hencê xo sere rewino. Kam ke aslê xo inkar keno, wele erzeno rêça xo sono.